• bayandegilkadin

    1.
    Yeni bir on birinci nesil yazar.
    Yuvarlansın bakalım.
    1 -1 ... frekans
  • google gibi hatun

    1.
    Yeni bir on birinci nesil yazar.
    Troll ve kezban olmaması dileğiyle.
    3 -1 ... frekans
  • 16 mayıs 2014 engin ardıç yazısı

    1.
    Duygulara tercuman olan enfes yazı.

    Buyursunlar;

    http://m.sabah.com.tr/Yaz...ic/2014/05/16/ikiyuzlusun
    2 -6 ... frekans
  • komünist mastürbasyon

    1.
    Engin ardıç ın bugün ki konu başlığı.

    Bilezik gibi geçirmiş yine.

    Buyursunlar...

    http://m.sabah.com.tr/Yaz.../01/komunist-masturbasyon
    3 -1 ... frekans
  • kirmizi bereli kadin

    1.
    Yeni bir onbirinci nesil yazar.
    Troll olmaması dileğiyle.
    Hoşgelmiş.
    ... frekans
  • sözlük yazarlarının olası oscar ödülü konuşmaları

    1.
    Hani olmaz ya diyelim ki oldu. sözlük yazarlarının olası oscar ödülü konuşmalarıdır.

    - yıllar önce basit bir sözlük yazarıyken bugün bu ödülü alır hale gelmemde emeği geçen herkese teşekkür ederim.
    1 ... frekans
  • kanepenin yerini değiştirip devrim yapan solcu

    1.
    odasındaki kanepenin baskı ve zulmünden bıkan solcudur. yerini değiştirerek daha özgür bir yaşama merhaba demiştir.
    7 -1 ... frekans
  • elephantine

    1.
    yeni bir yazar. hoşgelmiş.
    ... frekans
  • mutlucilek

    1.
    sekizinci nesil yazar.
    hoşgelmiş.
    2 -2 ... frekans
  • ssyp

    1.
    seçimlerden sonra yılmayan parti nin kısaltılmışıdır.
    ... frekans
  • pembe boklu kiz

    1.
    yeni bir sekizinci nesil yazar.
    enteresan bi nick seçmiş kendine.
    1 -1 ... frekans
  • erkekler ne çeker

    6.
    işe Başlarken Besmele Çeker
    Delikanlıdır Tesbih Çeker
    Sportmendir Barfiks Çeker
    Tek Eliyle Şınav Çeker
    Kendi Dişini Kendi Çeker
    Taraftardır;Üçlü Çeker
    Kaçan Golde Yuh Çeker
    Akşamcıdır Kafayı Çeker
    Ağzında Sigara Halay Çeker
    Dikiz Aynasından Hareket Çeker
    Muazzam Kopya Çeker
    Kaynanadan Dırdır Çeker
    Genelde Babaya Çeker
    Evladına Nutuk Çeker
    iskenderin Üstüne Künefe Çeker
    Komedi Filminin Kralını Çeker
    Çuhayı Yırtmadan Pike Çeker
    Kafası Bozulunca Resti Çeker
    Yükte Ağır Parada Hafif Çeker
    Parayı Bulan Arabayı Çeker
    Mahallede Pati Çeker
    Gurbette Hasret Çeker
    Sevdiğini Sorguya Çeker
    Aldatılınca Tetiği Çeker
    Memlekete Turist Çeker
    Kaşı Gözü ilgi Çeker
    Her Ortamda Dikkat Çeker
    italyan Erkeklerine Beş Çeker
    Balıketi Görünce iç Çeker

    erkek çekicidir.
    6 ... frekans
  • tbmm nin ozellestirilmesi

    1.
    (bkz: yine sen yine şaka)
    ... frekans
  • a ke pe işte bu lan

    1.
    ak partiyi nasıl karalarım diye uğraşan ucube zihniyetin yeni sıçmığı.
    götünden element uydurmakta usta olan bu zihniyet eline geçen ilk fırsatta karşıt görüşlüğünü bu tarz sıçmıklarla dile getirecektir.
    (bu başlık iktidar alaşağı olsunda nasıl olursa olsun zihniyetini savunupta boş bakınız veren arkadaş için oldurulmuştur)
    1 -1 ... frekans
  • cumhuriyet in ısmarlama edebiyatı

    1.
    --spoiler--
    Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşunu takip eden ilk yıllar, art arda gelen Kürt isyanlarına sahne oldu.
    Bu ayaklanmaların nedenini kırsal kesimin güç yaşam koşullarında arayan tek parti (Cumhuriyet Halk Partisi) yönetimi, köylülerin ekonomik durumunu düzeltmeyi amaçlayan bir dizi yasa çıkardı.

    Halkçılığın fikir babası olan Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları adlı kitabında, medeniyet götürmek için Türkçü öğretmen gençlerin halka yönelmesi gerektiğini yazar. Tek parti yönetiminin örnek aldığı diğer totaliter ülkelerde de benzer uygulamalar vardı. Sovyetler Birliği nde narodnik (halkçı) denen görevliler köylüleri bilinçlendirmek amacıyla ülkenin dört bir tarafına dağılmışlardı. Cumhuriyet Halk Partisi de, "halk hatipleri" adında benzer bir teşkilat kurdu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Recep Peker, 1935 yılında italya ve Almanya ya giderek Faşizm ve Nazizmi inceledi. Bu iki ırkçı rejimin Türk edebiyatındaki en hararetli destekçisi, Falih Rıfkı Ataydı. Atay, 1939 yılında Hitlerin 50. yaş günü kutlamalarına katılacaktı. Yunus Nadinin sahibi olduğu Cumhuriyet Gazetesi de Nazizmin iktidarı sırasında sürekli olarak Türk-Alman dostluğunun önemini vurgulayan yazılar yayımladı. Attila ilhan, O Karanlıkta Biz adlı kitabında tek parti döneminde yönetime yakın çevrelerin Reichmark tahsisatı ile Türkiye de Nazi propagandası yapmalarını anlatır.

    Bu manzara içinde, Türkiyede halk kitlelerini biçimlendirme amacıyla ısmarlama bir edebiyat furyası başladı. Söz konusu edebiyatın ilk örneği, Atatürk ün gericiliğe karşı bir roman yazması doğrultusundaki talimatı ile Reşat Nuri Güntekin tarafından kaleme alınan Yeşil Gece oldu. Eser, öğretmen okulundan mezun olduktan sonra, istanbul a tayini çıktığı halde köyüne gitmeyi tercih eden Şahin Bey in öyküsüdür. Şükufe Nihal de aynı yıllarda Yalnız Dönüyorum adlı romanıyla Cumhuriyet kadınının benzer bir portresini çizdi.

    Dönemin bir başka ısmarlama romanı, Cumhuriyetin 10. yılı dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Etem izzet e yazdırılan On Yılın Romanıdır.

    Tek-parti iktidarının ısmarlama ürünleri edebiyat ile sınırlı değil: "Cumhuriyet in ilk on yılı, sanatın her alanında bu propaganda amaçlı çalışmaların ilk örneklerine sahne olmuştur. Edebiyatçılar yazdıkları eserlerle Anadoluya ve Anadolu insanına yönelişin örneklerini verirken, ressamlar da, Cumhuriyet in kuruluşundan bu yana geçen on yılı sanat yönünden tablolarına taşımaya çağrılmışlardı. Bu vesileyle gerçekleştirilen etkinliklerin başında, ilki Ekim 1933 te Ankara da düzenlenen inkılâp Sergileri gelmektedir."

    "Eserleri devletçe satın alınan sanatçıların CHPnin altı oku, fabrika bacaları, Ankara Kalesi gibi simgelere sığınmakla suçlandığı bu sergiler, ısmarlayıcı anlayışın Cumhuriyet dönemindeki örneklerine sahne olmakla eleştirilmişlerdir."

    1938 yılında Cumhuriyet Halk Partisi, "Yurt Gezileri" adıyla bilinen kararı aldı. Bu karar doğrultusunda masrafları karşılanan bir grup ressam, resmini yapmak üzere köylere dağıldı. 1945 yılına kadar süren bu gezilerde parti, satın aldığı resimlerle ressamları ödüllendiriyordu.

    Nasıl ki partinin istekleri doğrultusunda resim yapmak ödüllendirildiyse, yapmamak da cezalandırılıyordu. Örneğin Hulusi Mercan, Tuncelinin köylerindeki yoksulluğu resmettiği için soruşturma geçirmişti. Fikret Muallanın bir Atatürk resmini beğenmediği için tutuklanması da tek parti döneminde sanat üzerindeki baskıyı özetler niteliktedir.

    Ismarlama romanlardan sonra edebiyata, resimde olduğu gibi, ödüllendirme yoluyla terbiye yöntemi uygulandı. Türkiyede ilk şiir ve roman ödülleri, 1942-1946 arasında Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verildi. 1946 yılında çıkarılan bir kanunla bu ödüller inönü Armağanları adı altında verilmeye devam etti.

    Parti kimi zaman da Sadri Ertem gibi istihbarat görevlilerini edebiyat ortamına soktu. Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili olan Sadri Ertemin günümüz eleştirmenleri tarafından bile ilk Marksist roman yazarı sayılması, bu yöntemin ne kadar etkili olduğunun kanıtıdır.

    Günümüzde edebiyatın toptan bir biçimde etki altına alınması mümkün görünmüyor; ama edebiyat yoluyla kamuoyu oluşturmak, hâlâ başvurulan bir yöntem. Turgut Özakman ın Şu Çılgın Türkler adlı romanı bunun iyi bir örneği.

    Bilindiği üzere Turgut Özakman, 12 Eylül 1980 cuntası sırasında üç albayla birlikte Halit Refiğ in Yorgun Savaşçı adlı filminin yakılması kararına imza atan komisyon üyelerindendir. Bu geçmiş, bize yazarın bazı konularda bir çevreye olan sadakatini gösteriyor.

    Özakman, Şu Çılgın Türkler adlı romanında Kurtuluş Savaşı nı konu almış, savaşın ardından tasfiye edilen tüm tarihî kişiliklere kitapta hain olarak yer vermişti.

    Şu Çılgın Türkler, Cumhuriyet Halk Partisi nin elinde bulunan belediyeler tarafından nikâhlarda evlenen çiftlere zorunlu olarak satılmıştı. Ayşe Hür, romanla ilgili olarak şu notu düşüyor: "Piyasaya çıktığından beri 38 baskı yapan, kim bilir kaç kez de korsan basılan kitap Cumhurbaşkanımız dan CHP Genel Başkanına, Devlet Bahçeliden Server Tanilliye, toplumun belli katmanlarında büyük bir coşku meydana getirdi. Çankaya Belediyesi kesenin ağzını açtı, kitabı Lozanın 82. yıldönümünde halka ücretsiz dağıttı. (O dönem hakkında yazılmış en kapsamlı eser olan Sina Akşinin "istanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele kitabını bilmediğinden olsa gerek.)"

    Edebiyatın ve sanatın yönlendirilmesi ve bunlar aracılığıyla kamuoyu oluşturulması, Türkiyede tek parti yönetimi zamanından kalma bir alışkanlık. Yaklaşık 60 yıldır ülkemiz demokrasi ile yönetildiği halde, bu alışkanlıktan vazgeçilmediği görülüyor.
    --spoiler--

    Kaynak: Mostar Dergisi, Alper Çeker.
    -4 ... frekans
  • arzu monan

    1.
    (bkz: ulama)
    1 -1 ... frekans
  • itinayla komünist yontulur

    1.
    --spoiler--
    Türkiye, Nâzım Hikmet'in adını bir caddeye, bir havaalanına, bir liseye, bir üniversiteye verebildiği gün daha gelişmiş, daha ileri bir ülke olacaktır.
    Nâzım Hikmet'in resmi, paraların arka yüzüne de konulmalıdır. Orada bir Mehmet Akif, bir Yunus Emre yer alabiliyorsa, Nâzım Hikmet de alır. Birkaç azgın faşistin dışında kimse de ağzını açamaz.
    Ama Türkiye o noktaya gelmekten henüz çok uzaktır.
    Bu memlekette Kenan Evren Lisesi olur, Nâzım Hikmet Lisesi olmaz. Onun için de bu memleketten bir halt olmaz.
    Bu durumda "iş başa düşüyor" ama ne yazık ki o başlar da o ağırlığı pek tartabilecek çapta değiller...
    Bazı kişiler bir "Nâzım Hikmet Akademisi" açmaya karar vermişler.
    Yok, bildiğiniz okul gibi değil, keyfe keder... Eğitim verecek ama diploması yok, giriş sınavı falan da yok, "mülakatla" öğrenci toplayacaklarmış. Hocaların içinde profesör var ama "titri" olmayanlar da var.
    Müzik bölümü de olacakmış ama "rock tarihi" falan gibi dersler verilecekmiş. Bu kültürün, daha doğrusu "alt kültürün" Nâzım'la uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok ama "gençlere çekici gelir" diye düşünmüş olmalılar...
    Adı Nâzım olan bir okulun açmazı da burada zaten, ne öğreteceksin? Şostakoviç mi, köy enstitüsü türküsü mü? Prokofiev mi, Nida Tüfekçi mi?
    "Enstrüman çalmayı öğretecek değiliz" diyorlar müzik bölümünde, "zaten bilenler" alınacakmış. Peki öyleyse ne öğreteceksiniz?
    "Warshawianka" marşını öğretin bari de çocuklar çalıp söylesinler, biz de dinleyelim, pek güzeldir.
    Elbette edebiyat tarihi de varmış, sosyal bilimler de. Sinema da varmış. (Kameranız falan var mı, yoksa iki tane Ayzenştayn filmi gösterip geçecek misiniz?)
    Lakin, kendileri söylüyorlar, "Das Kapital" da öğretilecekmiş! Sınıf mücadeleleri tarihi de öğretilecekmiş... Ders kitaplarını bilmiyorum ama tahmin edebiliyorum: iki bölüm Georges Politzer, üç "chapter" Max Beer, sekiz sayfa Kuusinen, dört paragraf Carlo Cafiero... Programa ilaveten Yevgeniy Preobrajensky... Hoş geldin gençlik yıllarım!
    Çünkü eğitimi verecek olan bizim karta kaçmış arkadaşlar, "hâlâ oralardalar"... Altmış sekiz çocukları.
    Engels'in çoktan çürütülmüş sosyal antropoloji derslerini de aman ihmal etmesinler! Yakışır.
    Zaten bu bir "Nâzım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi" olacakmış.
    Marksist bilimler... Nelerdir onlar?
    Lisenko'nun Sovyet tarımını öldüren aşağılık biyoloji palavraları falan mı?
    Marksist bilimler diye bir bilim dalı var da bizim mi haberimiz olmadı bu yaşa kadar? Cahil kalmışız.
    Yurt dışına öğrenci de göndereceklermiş... Bilin bakalım nereye?... Evet, doğru tahmin ettiniz, elbette Küba'ya!
    Bari Havana Tıp Fakültesi'ne yazdırın da "çocuk doktoru" olup gelsinler, bütün bu çabalar somut bir işe yarasın.
    Yazık... Nâzım Hikmet'in adını taşıyacak bir eğitim kurumu, alt tarafı "yontulmuş komünist" yetiştirecek derme çatma bir dergâhtan daha yüksek düzeyde olmalıydı...
    --spoiler--

    `http://www.sabah.com.tr/Y...tinayla_komunist_yontulur`
    3 -1 ... frekans
  • yeni şeyler getiriyorum